4 Temmuz 2010 Pazar
28 Ocak 2010 Perşembe
Kış Masalları
Aklımda, fikrimde,


bir düşte,
bir damla içinde, ters bir biçimde
bir çizgide; delilik ve bilgelikte...

göz gözü görmez bir tipide
kristalize aşkların
bir beyaz tül gibi
büyülü şehrimi örttüğü gecede...
sesini bir pusula yapar
yine de kaybolurum
ve beslenip hüzünlerimden
olgun berrak kızıllığında Dionysos'un;
manik depresif hayallerimin
mor kelebeği,
tozlarından yeni bir hayat düşlediğim...
dudaklarımın çatlağına siner
hep tekdüze ezgiler
ve haz ve acı
medcezirler gibi
hayatımın tek anlamı...

bir düşte,
uyumadan hemen önce
o tarif edilemez düşüşte...
ruhun bir asma yaprağı
dans eder hırçın bir poyraz önünde;
ilk yudum gibi
bir şiirin en son dizesinde...
21 Kasım 2009 Cumartesi
Yağmurdan önce
14 Ekim 2009 Çarşamba
30 Eylül 2009 Çarşamba
Gizlenen
''Silahlar dolu.Saat on ikiyi vuruyor.
Alınyazısı bu, önüne geçilmez.'' deyip de
Ah Werther! Sonsuzluğa taşırım ruhunu
büyür, olgunlaşır içimde
yasak bir elma gibi
her geçen gün acılarım
ve bohem dünyamda saklı tutarım şehvetimi.
Sen, safran tadında gün batımı şarkılarım
henüz çıkmış kanatlarında,
eğri büğrü yansımalarım
Sen, daha ne kadar yaşarım; bilemediğim
bu esrik kızıllığımda
bir doğum sancısı,
umut dolu beklentim...
Ağırlığı çöküyor
bileklerinin kokusu
ve ince, beyaz, bir dalya buketi gibi
eskiz hayatımın
kurşun rengi sevgilisi...
Yine güz ortası rüzgarları
ılık nefesinle bir
büyülü sandıklarda saklı saçların
son âyinde açılır
Son dize
siyah tüller ardından
seslenirim
adını ezbere bildiğim başucu meleğime
Yine güz ortası rüzgarları
doğumgünüm,
elveda...
Alınyazısı bu, önüne geçilmez.'' deyip de
Ah Werther! Sonsuzluğa taşırım ruhunu
büyür, olgunlaşır içimde
yasak bir elma gibi
her geçen gün acılarım
ve bohem dünyamda saklı tutarım şehvetimi.
Sen, safran tadında gün batımı şarkılarım
henüz çıkmış kanatlarında,
eğri büğrü yansımalarım
Sen, daha ne kadar yaşarım; bilemediğim
bu esrik kızıllığımda
bir doğum sancısı,
umut dolu beklentim...
Ağırlığı çöküyor
bileklerinin kokusu
ve ince, beyaz, bir dalya buketi gibi
eskiz hayatımın
kurşun rengi sevgilisi...
Yine güz ortası rüzgarları
ılık nefesinle bir
büyülü sandıklarda saklı saçların
son âyinde açılır
Son dize
siyah tüller ardından
seslenirim
adını ezbere bildiğim başucu meleğime
Yine güz ortası rüzgarları
doğumgünüm,
elveda...
4 Eylül 2009 Cuma
kendi kendime...
Devrik cümleler kurmaya çalıştın
başlangıcı güz olan.
Masallar anlattın kendi kendine
Büyüdün sandın yazdıkça,
büyüdün sandın,
kızıla boyadığın
her takvim yaprağında...
Sarı sokak lambalarıyla
bir şehri düşledin hep
Bir yaz gecesinde
sonbaharı müjdeledi
yarım bıraktığın kadehin,
buğulu, çepeçevre
sarhoş eder bizi
bu bağbozumu.
Anlatamayız birbirimize,
ellerimizdeki o en derin çizgilerde
ben derim ki bir boşluğum
sense bir yokluk aynı kozmos içinde.
İyi ve kötü, doğru ve yanlış,
hepsi bir ya hepsi aldanış,
binbir renkli maskelerini tak yine sen
neyden bu soluk soluğa kaçış?
başlangıcı güz olan.
Masallar anlattın kendi kendine
Büyüdün sandın yazdıkça,

büyüdün sandın,
kızıla boyadığın
her takvim yaprağında...
Sarı sokak lambalarıyla
bir şehri düşledin hep
Bir yaz gecesinde
sonbaharı müjdeledi
yarım bıraktığın kadehin,
buğulu, çepeçevre
sarhoş eder bizi
bu bağbozumu.
Anlatamayız birbirimize,
ellerimizdeki o en derin çizgilerde
ben derim ki bir boşluğum
sense bir yokluk aynı kozmos içinde.
İyi ve kötü, doğru ve yanlış,
hepsi bir ya hepsi aldanış,
binbir renkli maskelerini tak yine sen
neyden bu soluk soluğa kaçış?
Devrik cümleler kurmaya çalıştın
başlangıcı güz olan.
Unutup tekrar tekrar adını
Sağanaklarla yıkadın
bu yalnızlık çığlığını.
31 Temmuz 2009 Cuma
Deliliğin Masalı
Tükenmişliğin başlangıcında yaşamak
ama bir türlü hiç başlayamamak...
ve nedendir
cevap alamamak sorularına aynalardan?
Böyle kolay olmamalı
bir sayfa koparmak
deliliğin kitabından.
Kaybolmak
hiç sıradan olmayan
bir tablonun içinde
bir fil gibi görünen gölgende
zayıf ve ritmsiz atar kalbin;
düşlerinin içindesin...
Ne kadar zor değil mi?
bilinçaltında tersine döndürmek
o atlıkarıncayı...
ve ne kadar zor
anlatmaya çalışmak
hatırlayamadığın o rüyayı.
Bir deniz varmış da
deniz kızları her gece
yakamozda soneler okurmuş
Bir orman varmış
periler ırmakların ipiltisinde
tatlı bir şarkı tutturmuş...
Şimdi ne kadar zor değil mi?
masalların gerçekliğine inanmak,
bir prensin yerine koyup kendini,
her akşamüstü
o ipek saçlara tırmanmak...
Şimdi ne kadar zor değil mi?
rengârenk diyarlardaki
o asma bahçelerinde
bulmak kendini...
ve ne kadar zor
çocuksu kahkahalara
gömülüp gitmek...
Tükenmişliğin başlangıcındayım
başlayamama telaşında
dilime dolanmışlığından,
yoruluyor adın...
ama bir türlü hiç başlayamamak...
ve nedendir
cevap alamamak sorularına aynalardan?
Böyle kolay olmamalı

bir sayfa koparmak
deliliğin kitabından.
Kaybolmak
hiç sıradan olmayan
bir tablonun içinde
bir fil gibi görünen gölgende
zayıf ve ritmsiz atar kalbin;
düşlerinin içindesin...
Ne kadar zor değil mi?
bilinçaltında tersine döndürmek
o atlıkarıncayı...
ve ne kadar zor
anlatmaya çalışmak
hatırlayamadığın o rüyayı.
Bir deniz varmış da
deniz kızları her gece
yakamozda soneler okurmuş
Bir orman varmış
periler ırmakların ipiltisinde
tatlı bir şarkı tutturmuş...
Şimdi ne kadar zor değil mi?masalların gerçekliğine inanmak,
bir prensin yerine koyup kendini,
her akşamüstü
o ipek saçlara tırmanmak...
Şimdi ne kadar zor değil mi?
rengârenk diyarlardaki
o asma bahçelerinde
bulmak kendini...
ve ne kadar zor
çocuksu kahkahalara
gömülüp gitmek...
Tükenmişliğin başlangıcındayım
başlayamama telaşında
dilime dolanmışlığından,
yoruluyor adın...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



